Siyasetin Rozetini Bir Kenara Bırakıp, Gölbaşı’nın Yarınlarına Bakmak
Ankara siyasetinin kulisleri yine hareketli. Fotoğraflar kareleniyor, kareler üzerinden senaryolar yazılıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum’un makamında çekilen bir kare, sosyal medya mecralarında anında bir "transfer" hikayesine dönüştürüldü. Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, AK Parti Ankara İl Başkanı Hakan Han Özcan ve AK Parti Gölbaşı İlçe Başkanı Selim Akceylan bir araya gelince, hemen o malum soru soruldu: "Yoksa bir geçiş mi var?"
Siyasetin doğasında bu merak var, bu magazinel yönü inkâr edilemez. Ancak biz bu "tabela siyaseti"nin, bu "rozet tartışmaları"nın artık ötesine geçmeliyiz. Benim bu meseleye bakışım çok net: Olayı partizan bir gözlükle okumak, sadece Gölbaşı’na zaman kaybettirir.
Gölbaşı’nın Sorunları Rozet Sormaz
Kendi kaynaklarımdan teyit ettiğim bilgiler net: Bu görüşmenin gündemi bir partiye geçiş değil, Gölbaşı’nın acil çözüm bekleyen kronik meseleleridir. Masadaki isimlerin gayretinin hakkını teslim etmek gerekir. Özellikle AK Parti Gölbaşı İlçe Başkanı Selim Akceylan'ın bu süreçteki yapıcı tutumu, "siyasi rant" değil "hizmet" odaklı bir iradenin göstergesidir. Akceylan, sorunların çözümü için bir köprü vazifesi görüyor ve tüm enerjisini Gölbaşı’nın projelerinin Ankara’da sonuçlanması için harcıyor.
Sadece Bakanlık Değil, Her Kapı Bir Çözüm
Asıl meseleyi "fotoğraf okumaktan" kurtarıp büyük resme bakalım: Yakup Odabaşı sadece Bakan Kurum ile görüşmüyor. Başkan Odabaşı, yeri geliyor altyapı ve su meseleleri için ASKİ Genel Müdürlüğü’nün kapısını aşındırıyor, yeri geliyor Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile masaya oturup Gölbaşı’nın ihtiyaçlarını dile getiriyor. Tarım Bakanlığı'ndan diğer bakanlıklara kadar Ankara’nın tüm karar mekanizmalarıyla dirsek temasında bulunuyor.
Şunu açıkça söylemek lazım: İletişimsiz kalıp yerinde saymaktansa, her kapıyı çalıp Gölbaşı için çözüm üretmek çok daha kıymetlidir.
Sahadaki bu samimi gayret, Ankara’nın siyasi iklimine bir mesaj niteliğinde: Hizmet almanın partisi, ideolojisi olmaz. Gölbaşı’nın 160 bin nüfusunun menfaati söz konusu olduğunda, hangi makamda, hangi rozetle oturulduğunun bir önemi kalmıyor.
Sahada Birlikte, Masada Birlikte
Görüşmenin detaylarına baktığımızda, ortaya çıkan tablo dedikodudan çok daha kıymetli. Kent meydanı için sağlanan finansal destek, yarım kalan bisiklet yollarının tamamlanması, çevre düzenlemeleri ve bir greyder takviyesi... Bunlar, yarın seçim olduğunda sandıktan çıkan bir oy değil; bunlar Gölbaşı’nın caddesine, parkına, geleceğine kalacak eserlerdir.
Hakan Han Özcan’ın, Yakup Odabaşı’nın ve Selim Akceylan’ın siyasi farklılıkları bir kenara bırakıp ortak paydada buluşması, aslında Ankara için özlenen bir tablodur. Bakanlık, tüm siyasi partilere eşit mesafede durarak bu projelere destek veriyorsa, burada alkışlanması gereken şey; "kim, nereye geçiyor" değil, "Gölbaşı’na ne kazandırılıyor" sorusunun cevabıdır.
Magazini Bırakın, Hizmete Bakın
Siyasetin kırılgan olduğu bu dönemde, Gölbaşı’nın önceliği kavga değil, kalkınmadır. Rozetin rengi değişse ne olur, değişmese ne olur? Önemli olan, bu isimlerin yürüttüğü bu "çok yönlü diplomasi" ile halkın refah ajandasının masada kalmasıdır.
Bizim görevimiz, bu tabloyu kısır bir döngüye hapsetmek değil; aksine, bu iş birliğini teşvik etmektir. Gölbaşı’nın kaybedecek zamanı yok. Eğer bu fotoğraftan bir anlam çıkarılacaksa, o da şudur: Gölbaşı için her kapıyı çalmak, siyasi rekabetten daha erdemli bir iştir.